Fon Krizi, Likidite Krizine dönüşür mü?
文章目录
Tera ve Pusula dışındaki tüm tasfiyenin hızlı biteceği varsayımıyla; bu iki PYŞ'nin 18 fonunda 603 bin kişi, 626 milyar TL pay değeri var (Eylül).
Bu kilitli paranın sistemik bir likidite krizine yol açması mümkün mü?
Bir yatırım fonunun parasal likidite ile ilişkisi, fonun varlık olarak ne tuttuğuna bağlıdır. Para piyasası fonları, adından da belli olduğu gibi çok likit ve para piyasasında yer alan ürünler tutar ve bu nedenle bankacılık sisteminin içinde yaşar. Repo, mevduat ve bonolar temel enstrümanlarıdır.
Benzer mantıkla Merkez Bankaları bu fonları "Geniş Para Arzı" içinde değerlendirirler. Düşük volatilite, her an bilinen getiri oranları ve kısa vadeli faizlere olan korelasyonları nedeniyle, standart mevduata çok benzerler.
Bahsi geçen PYŞ'lerin 5 adet para piyasası fonu var:
TP2 + PRY + PNU + TLV + PKM =
240 bin yatırımcı, 254 milyar TL
Herhangi bir likidite krizi yaratacaksa, önce bu kısma odaklanmak gerekir. Tek tek fon içeriklerine girmeyeceğim ancak bu fonlarda risksiz varlıkların olduğu da malum. Yani genel toplam bir risk unsuru değil, sadece bir kısmı. Herhangi bir bilgiye dayanmadan farazî "%50'si sağlam" desek, riskli kabul edilecek kısım 125 milyar TL olacaktır. Bunun sorunlu teminatlar ve çok katlı repolar nedeniyle sistemi zorladığını düşünelim. Bu, sistem için yüksek bir miktar mı?
Bugünlerde bankalar her gün 1 trilyon TL fazla parayı MB'ye satıyorlar. Likidite açığı olduğu zamanlarda tek ihalede 1+ trilyon TL plasman alabiliyorlar. Özetle, rakam "değer kaybı" olarak büyük olabilir ama 60 trilyona yaklaşan bankacılık sistemi için çok büyük değil.
"Herkes fon satarsa ne olacak!?"
Bir şey olmayacak. Sistemik likidite kapalı bir havuzdur. PPF sattığınızda repolar ve kurumlar arası mevduat kapanır. Para sizin hesabına vadesiz mevduat olarak yansır. Bir Suriye veya Monako bankasında değil, Türk bankasındaki vadesiz mevduat olarak. Yani, sistemin içinde kalmaya devam edersiniz. Likidite bölmeler arası yer değiştirir. Toplamı azalmaz veya kaybolmaz. (Hesaba döviz alsanız da bu böyle. Tek istisnası yastık altına çekmek)
Bankaların bu şokta yaşayabileceği değer kayıpları, varsa açtıkları krediler ve teminat mektuplarıyla sınırlıdır. Sanılanın aksine bunun da çok büyük tutarlı olacağını düşünmüyorum. Kamular dahil hiçbir banka iyi bir teminat veya ipotek almadan milyarlık krediler ve mektuplar vermez. Verdiklerinin toplam aktifleri içindeki payı %1'den ufaktır. Bu da, reel sektörün ekonomik krizlerde yaşayabileceği batıklara kıyasla ufak bir boyuttur.
PPF dışındaki fonlara niye değinmedik?
Çünkü bunların parasal likiditeyle direkt bir ilişkisi yok. Borsada bir hisse alıp kayıplar yaşadığınızda, bu bireyseldir. Yatırdığınız para borsada vadesizde bekleyen bir kaynak değildir. Size hisseyi satan kişi çoktan o nakdi kendi vadesiz hesabına çekmiştir ve likidite orada hayatına devam ediyordur. Herhangi bir nedenle yastık altına veya yurtdışına aktarmışsa, siz daha hissenin değerinin düştüğünü görmeye başlamadan bu, sistemde sinyaller üretmeye başlar.
MB ve bankalar da bunları her zaman likidite tahminlerinde dikkate alır. Likidite senaryoları ve LCR-NSFR-HQLA-LGA gibi İngilizce kısaltması olan bu farklı analizler 2008 krizinden beri çok önem kazandığı için aralıksız devam eder. Borsa çöküşleri kaynaklı bir politika tepkisi gerekiyorsa, ara dönemde veya riskler arttığında çeşitli yollarla bu tepki verilir: likidite açığı riski varsa fonlama kanallarını çeşitlendirmek. Finansal istikrar riskleri büyüyorsa paranın maliyetini düşürmek. Reel sektör ve hanehalkı batık riskleri hızlı artıyorsa kredi önlemlerini yumuşatmak. Vb.
Özetle, PPF kaynaklı büyük bir risk ihtimali düşük. Hisse fonları kaynaklı batıkların dolaylı etkileriyle mümkün, ama onları ağırlıklı olarak spekülasyon odaklı yatırım unsurları olarak düşünüldüğünde... Türkiye'nin geçmişte yaşadığı bankacılık ve likidite krizlerine benzetmek çok zor. BDDK'nın kuruluşu öncesi yaşanan krizlerde (1990, 1994, 1998, 1999) borsanın düşüşü o zamanki kırılgan yapıda krizleri büyütüyordu. Bugün bu bağlantı çok daha zayıf ve sistemik dalgakıranlar var.
Fonlardaki kilitli yatırımların direkt etkisini piyasa likidite boyutunda değil ama yatırımcıların kendilerine has zorunluklarda ve tercih kaymalarında incelemek daha doğru olacaktır. Fon zararları, ne kadarlık bir tüketim kaybına neden olabilir? Bireysel yatırımcıların borçları ne kadardır, ne kadarı batığa dönüşebilir? Fonlardaki kurumsal yatırımlar ne kadardır, bu şirketlerin yaşayacakları kayıpların kredi gecikmelerine etkisi ne kadar sert olabilir? vb...
Fon krizinin hakkaniyet ve sosyal etkileri çok ayrı bir konu. Burada sadece banka bazlı makro'suna baktık.




