Tera Portföy Yatırımcıları İçin Takas Kesinliğinin Hukuki Önemi Ve Tasfiye Sürecinde Kullanılması
Tera Portföy Yatırımcıları İçin Takas Kesinliğinin Hukuki Önemi Ve Tasfiye Sürecinde Kazanılmış Hakların Korunması
1. Giriş
17 Eylül 2026 tarihinde Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından alınan kararlar, Tera Portföy Yönetimi A.Ş. tarafından kurulan yatırım fonlarında birikimleri bulunan yatırımcılar açısından önemli hukuki sorunları gündeme getirmiştir.
SPK'nın 17 Eylül 2026 tarihli ve 2026/60 sayılı bülteninde duyurulan 57/1707 sayılı kararla, aralarında Tera Portföy Yönetimi A.Ş.'nin de bulunduğu yedi portföy yönetim şirketinin kurucusu olduğu yatırım fonlarının tasfiyesine karar verilmiştir.
17 Eylül 2026 tarihli ve 2026/61 sayılı bültende yayımlanan 57/1708 sayılı kararla tasfiye usul ve esasları belirlenmiş, Tera Portföy fonlarının tasfiye işlemlerini yürütmek üzere Türkiye İş Bankası A.Ş. yetkilendirilmiştir. Başlangıçta üç ay olarak belirlenen tasfiye süresi, SPK'nın 20 Eylül 2026 tarihli ve 59/1710 sayılı kararıyla altı aya çıkarılmıştır.
Bu gelişmeler karşısında yatırımcıların üzerinde durması gereken önemli hukuki konulardan biri, tasfiye kararından önce gerçekleştirilmiş alım satım işlemlerinin ve bunlardan doğan hakların hukuki durumudur.
Özellikle satış işlemini gerçekleştirmiş, takas süreci tamamlanmış veya fon katılma paylarının iadesi için talimat vermiş yatırımcıların haklarının aynı hukuki nitelikte olup olmadığı dikkatle incelenmelidir.
Bu noktada sermaye piyasası hukukunun temel kurumlarından biri olan takas kesinliği ilkesi önem kazanmaktadır.
2. Takas Nedir Ve Hukuki Sonuçlari Nelerdir?
Sermaye piyasalarında bir alım satım işleminin yapılması ile bu işlemden doğan yükümlülüklerin tamamen yerine getirilmesi farklı aşamalardır.Bir işlemin gerçekleşmesi, her durumda takasın da tamamlandığı anlamına gelmemektedir. Bu ayrımın anlaşılması için öncelikle takas kavramının tanımlanması gerekmektedir.
Ethem Sancak, Sermaye Piyasası Sözlüğü adlı eserinde takası şu şekilde tanımlamaktadır.*“Takas (Settlement) Alım satıma ilişkin borçların yerine getirilmesi, alacakların alınması işlemleri ile alınan ve satılan varlıkların ilgili hesaplara aktarılması işlemleridir. Örneğin BİST Pay Piyasası’nda takas günü işlemin gerçekleştiği günü izleyen ikinci iş günüdür. Takas işlemi olduktan sonra, alım satım sözleşmesi ile başlayan süreç tümüyle ve hukuken sonuçlandırılmıştır. Artık takas kesinliği söz konusudur.” *(Ethem Sancak, Sermaye Piyasası Sözlüğü – Temel Düzey: Türkçe–İngilizce, 1. Baskı, Scala Yayıncılık, Kasım 2014, s. 169.)
Bu tanımdan hareketle takasın yalnızca teknik bir kayıt veya muhasebe işlemi olmadığı anlaşılmaktadır. Takas, gerçekleştirilen alım satım işleminden doğan borçların yerine getirilmesini, alacakların alınmasını ve ilgili varlıkların hesaplara aktarılmasını kapsayan hukuki sonuçları bulunan bir süreçtir. Dolayısıyla takasın tamamlanması, tarafların alım satım sözleşmesinden doğan edimlerinin yerine getirilmesi bakımından belirleyici önemdedir.
Tera Portföy yatırımcıları açısından bu kavramın önemi, özellikle tasfiye kararından önce gerçekleştirilmiş işlemlerin durumunun belirlenmesinde ortaya çıkmaktadır.
Bir yatırımcının tasfiye kararından önce gerçekleştirdiği ve takası tamamlanan işlemin sonradan alınan idari bir karardan nasıl etkileneceği, takas kesinliği hükümleri çerçevesinde değerlendirilmelidir.
Ancak burada dikkat edilmesi gereken önemli bir ayrım bulunmaktadır. Fon katılma payının iadesine ilişkin talimat verilmesi, bu talimatın kabul edilmesi, fon satış işleminin gerçekleşmesi, yatırımcı lehine alacağın doğması ve takasın tamamlanması aynı hukuki aşamalar değildir.
Bu nedenle her yatırımcının durumunun işlem tarihleri, fon izahnamesi, valör koşulları ve takas kayıtları üzerinden ayrıca incelenmesi gerekir.
3. Takas Kesinliği İlkesi Ve Geri Alınamazlık Kuralı
Sermaye piyasalarında hukuki güvenliğin sağlanması, gerçekleştirilen işlemlerin hangi aşamadan sonra geri alınamayacağının belirlenmesini gerektirir. Takas kesinliği ilkesi, bu ihtiyaca cevap veren temel düzenlemelerden biridir.
Ethem Sancak, aynı eserinde takas kesinliğini şu şekilde açıklamaktadır. “Takas Kesinliği (Settlement Finality) Takas işlemlerinin yapılması sonrası geri alınamayacağı kuralıdır. …. Avrupa Birliği bu konuda Mayıs 1998’de [Takas Kesinliği Direktifi] (Settlement Finality Directive)* adı altında bir direktif yayınlamıştır. Bu direktifin amacı, takas işlemlerinde sistemik riskin azaltılması ve özellikle takas sistemindeki bir üyenin finansal olarak çökmesi durumuna bağlı risklerin en aza indirilmesidir.”* (Ethem Sancak, Sermaye Piyasası Sözlüğü – Temel Düzey: Türkçe–İngilizce, 1. Baskı, Scala Yayıncılık, Kasım 2014, s. 382.)
Takas kesinliği ilkesi, sermaye piyasası işlemlerinin güvenilirliğini koruyan hukuki güvencelerden biridir. Bu ilkenin amacı, takas sistemindeki işlemlerin sonradan ortaya çıkabilecek bazı gelişmeler nedeniyle sürekli olarak tartışmaya açık hale gelmesini engellemektir. Özellikle bir piyasa katılımcısının mali güçlük yaşaması, faaliyetlerinin durdurulması veya tasfiye sürecine girmesi halinde takas sisteminin hukuki güvenilirliğinin korunması önem taşımaktadır.
Avrupa Birliği tarafından kabul edilen 1998 tarihli Takas Kesinliği Direktifi de bu yaklaşımın uluslararası hukuk bakımından önemli örneklerinden biridir. Türkiye'de ise takas kesinliği ilkesi, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 79. maddesinde düzenlenmiştir. Bu nedenle Tera Portföy yatırımcılarının hakları değerlendirilirken yalnızca tasfiye kararına değil, tasfiye kararından önce gerçekleşmiş ve kesinleşmiş işlemlerin hukuki durumuna da bakılmalıdır.
4. Sermaye Piyasası Hukukunda Takas Kesinliğinin Emredici Niteliği
Takas kesinliği ilkesinin hukuki niteliği, sermaye piyasası hukuku öğretisinde de ele alınmıştır.
Tekin Memiş ve Gökçen Turan, Sermaye Piyasası Hukuku adlı eserlerinde konuya ilişkin şu değerlendirmeyi yapmaktadır. *“Merkezi karşı taraf uygulaması ile bağlantılı olarak, Kanun'un 79. maddesinde yer verilen takas kesinliği düzenlenmesine değinmek yerinde olacaktır. Anılan düzenleme,emirlerin eşleşmesi suretiyle gerçekleşen alım satım işlemlerine ilişkin takasın tamam-lanmasının (edirrılerin yerine getirilınesinin) hiçbir surette geri alınamayacağı ve iptaledilemeyeceğini öngören, böylece takas kesinliğini emredici surette ortaya koyan, bubağlamda merkezi karşı taraf uygulamasını tamamlayıcı bir düzenlemedir. (Dipnotu: Dikkat edileceği gibi, anılan düzenlemede, merkezi takas kuruluşunun, takas ve merkezi karşı taraf olarak yerine getirdiği işlemleri nedeni ile teminat olarak aldığı mal varlığı değerleri üzerindeki hak ve yetkilerinin hiçbir şekilde sınırlandırılamayacağı hüküm altına alınmıştır.)” *(Tekin Memiş/Gökçen Turan, Sermaye Piyasası Hukuku, 3. Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2017, s. 175.)
Bu açıklamada özellikle takas kesinliğinin emredici niteliği üzerinde durulmaktadır. Emredici hukuk kuralları, tarafların iradeleriyle bertaraf edilemeyen ve uygulanmaları zorunlu olan düzenlemelerdir. Bununla birlikte, bir hukuk kuralının emredici nitelikte olması ile o kuralın hangi işlemlere uygulanacağının belirlenmesi birbirinden farklı konulardır.
Takas kesinliğinin sağladığı koruma, Kanun'un 79. maddesinin kapsamına giren takas talimatları, işlemleri ve ödeme işlemleri bakımından değerlendirilmelidir. Bu nedenle Tera Portföy fonlarına ilişkin her satış veya iade talimatının yalnızca verilmiş olması nedeniyle takas kesinliği koruması kazandığı sonucuna varılamaz. Asıl araştırılması gereken, söz konusu talimatın hangi aşamaya ulaştığı ve hukuken kesinleşmiş bir takas işlemi bulunup bulunmadığıdır.
5. 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 79. Maddesi
Takas kesinliğinin Türk hukukundaki açık yasal dayanağı 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 79. maddesidir. Anılan maddede şu hükme yer verilmiştir. *"...Takas kesinliği ve rehin hakkı MADDE 79 - (1) Sermaye piyasası araçlarının takas talimat ve işlemleri ile ödeme işlemleri, merkezî takas kuruluşlarının üyelerinin faaliyetlerinin geçici ya da sürekli olarak durdurulması, idari ve adli merciler nezdinde tasfiye işlemlerine başlanması durumu da dâhil olmak üzere, geri alınamaz ve iptal edilemez...." *(6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu)
Bu düzenleme, takas işlemlerinin hukuki güvenliğini korumaya yönelik açık bir kanun hükmüdür. Maddede özellikle merkezi takas kuruluşu üyelerinin faaliyetlerinin durdurulması ve tasfiye işlemlerine başlanması durumlarına yer verilmesi dikkat çekicidir. Zira, aynı maddenin 3. fıkrasında “Merkezî takas kuruluşunun, takas ve merkezî karşı taraf olarak yerine getirdiği işlemleri nedeni ile teminat olarak aldığı mal varlığı değerleri üzerindeki hak ve yetkileri hiçbir şekilde sınırlandırılamaz. Üye kuruluşa veya teminatı tesis eden kişiye konkordato mühleti tanınması, konkordatosunun tasdiki, iflastan sonra konkordato veya mal varlığının terki suretiyle konkordato süreci içine girmesi, uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırılması, iflası, iflasının ertelenmesi veya 2004 sayılı Kanun çerçevesindeki diğer takip prosedürleri ya da bu Kanunun tedricî tasfiye ile ilgili hükümleri merkezî takas kuruluşunun söz konusu teminatlar üzerindeki hak ve yetkileri kullanmasını hiçbir şekilde sınırlandıramaz...." (6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu) denmiştir.
Demek ki, Kanun koyucu, belirli kurumsal veya mali sorunların ortaya çıkmasının takas sistemindeki işlemlerin kesinliğini ortadan kaldırmasını engellemeyi amaçlamıştır.
Tera Portföy fonlarının tasfiyesi bakımından bu hükümden hareketle araştırılması gereken temel mesele, yatırımcıların tasfiye kararından önceki işlemlerinin Kanun’un 79. maddesi kapsamına girip girmediğidir.
Ancak önemli bir hukuki sınır bulunmaktadır. Kanun’un 79. maddesinde düzenlenen tasfiye ve faaliyet durdurma halleri, doğrudan merkezi takas kuruluşlarının üyeleriyle ilgili olarak kaleme alınmıştır. Tera Portföy yatırım fonlarının tasfiyesi ise fonların kendi hukuki yapısı ve SPK'nın özel tasfiye kararları çerçevesinde yürütülmektedir. Zira, Kanun’un Yatırım fonlarında Kurula tanınan diğer yetkiler başlıklı 54. maddesinin 1. fıkrasına göre *“Kurul; a) Fonun …. sona ermesine ve tasfiyesine, …ilişkin usul ve esasları belirler.” *Bu iki durumun birbirine eşit kabul edilmesi hukuken doğru değildir.
Dolayısıyla Kanun’un 79. maddesi, Tera fonlarının tasfiyesine karşı bütün yatırımcılar için doğrudan ve sınırsız bir ödeme talebi hakkı doğuran bir düzenleme olarak değerlendirilmemelidir. Buna karşılık, merkezi takas sistemi kapsamında kesinleşmiş bir işlemin varlığı tespit edildiğinde, bu işlemin geri alınamazlığına ilişkin kanuni korumanın somut olayda ileri sürülmesi mümkündür.
6. Takasbank Merkezi Takas Yönetmeliği'nin 27. maddesi
Takas kesinliği ilkesi yalnızca Sermaye Piyasası Kanunu'nda düzenlenmemiştir. Takasbank'ın merkezi takas faaliyetlerine ilişkin düzenlemelerinde de aynı ilkeye yer verilmiştir. 18.07.2013 tarih ve 28711 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan İstanbul Takas Ve Saklama Bankasi Anonim Şirketi Merkezi Takas Yönetmeliği’nin Takas kesinliği başlıklı 27. maddesine göre de “Takas kesinliğine ilişkin olarak Kanunun 79 uncu maddesi hükümleri uygulanır.”
Bu düzenleme de, merkezi takas işlemlerinde kanuni takas kesinliği ilkesinin uygulanacağını açık biçimde ortaya koymaktadır.
Tera Portföy yatırımcıları açısından bu hükmün önemi, Takasbank sisteminde gerçekleşen işlemlerin hukuki statüsünün tespit edilmesinde ortaya çıkmaktadır.
Bir yatırımcının satış talimatının Takasbank TEFAS Platformu üzerinden iletilmesi tek başına takasın tamamlandığını kanıtlamaz. Ancak işlemin gerçekleştiği, ilgili takas yükümlülüklerinin yerine getirildiği ve hesap kayıtlarına yansıdığı belgelenebiliyorsa, takas kesinliği hükümlerinin uygulanması yönünde hukuki değerlendirme yapılabilir. Bu nedenle yalnızca yatırım hesabında görünen talimat tarihi değil, işlem ve takas kayıtları da önem taşımaktadır.
7. Kesinleşmiş Alacakların Anayasal Mülkiyet Hakkı, Hukuki Güvenlik ve Belirlilik İlkesi Kapsamında Korunması
Tera Portföy yatırımcılarının hukuki durumunda önem taşıyan bir diğer husus, kesinleşmiş alacakların mülkiyet hakkı kapsamında korunmasıdır.
Anayasa'nın 35. maddesi mülkiyet hakkını güvence altına almaktadır. Zira, bu maddeye göre “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.”
Mülkiyet hakkının koruma alanı yalnızca taşınır ve taşınmaz mallarla sınırlı değildir. Belirli koşullar altında alacak hakları da anayasal mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin konuya ilişkin yaklaşımı şu ifadeyle ortaya konulmaktadır. "44. Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye bağlanmıştır. Anayasa'nın anılan maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20). Bu bağlamda, mülk olarak değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmayan menkul ve gayrimenkul mallar ile bunların üzerinde tesis edilen sınırlı ayni haklar ve fikri hakların yanı sıra, icrası kabil olan her türlü alacak da mülkiyet hakkının kapsamına dahildir (Mahmut Duran ve diğerleri, B. No: 2014/11441, 1/2/2017, § 60). 45. Somut olayda başvurucunun A.S. ile özel hukuk ilişkisinden doğan alacağı için borçlu A. S. aleyhine başlattığı icra takibinde haciz safhasına geçilmiştir. Haciz safhasına geçilmiş olması, borca itiraza ilişkin süreçlerin aşıldığı ve borcun kesinleştiği anlamına gelmektedir. Kesinleşmiş alacaklar icra edilebilir nitelik kazandığından Anayasa'nın 35. maddesi bağlamında mülk teşkil etmektedir.” Fatma Yıldırım [1. B.], B. No: 2014/6577, 16/2/2017, § 45)"
Bu değerlendirme, Tera Portföy yatırımcılarının haklarının korunması bakımından önemlidir. Bununla birlikte her fon katılma payı iade talebinin kendiliğinden kesinleşmiş ve icra edilebilir bir para alacağı oluşturduğunu söylemek mümkün değildir. Yatırımcının sahip olduğu katılma payı, henüz gerçekleşmemiş satış talimatı, gerçekleşmiş fakat ödemesi tamamlanmamış işlem ve kesinleşmiş para alacağı arasında hukuki farklılıklar bulunmaktadır.
Diğer yandan, Anayasa Mahkemesi’nin bir kararına göre *“Hukuk devletinin unsurlarından olan hukuki güvenlik ilkesi gereği devlet faaliyetlerinin önceden tahmin edilebilir, öngörülebilir olması gerekmekte olup, takdir yetkisini zorlayan ve keyfiliğe yol açacak kurallara yer vermemelidir. Belirlilik ilkesinin gereği ise, maddi hukuk ve usul kurallarının önceden öngörülebilir bir açıklıkta ve kişilerin haklı beklentilerini bariz şekilde bertaraf etmeyecek düzenlemeler yapılmasını gerektirir. Aksi takdirde, verilen yetkilerin sınırları belirsiz olup takdir keyfiliğe dönüşmesine neden olur ve yasanın verdiği ucu açık yetki kullanımıyla tesis edilen işlemlerin hukuki denetimi de yasa engeli sebebiyle gereği gibi yapılamaz.” *(Anayasa Mahkemesi, 2015/94 E., 2016/27 K., 14.10.2015 T. kararı) denmiştir. Hukuki güvenlik, kesinleşmiş işlemlere duyulan güvenin korunmasını gerektirir. Yatırımcıların haklarının değerlendirilmesinde de bu ilke göz ardı edilmemelidir.
Bu farklılıkların belirlenmesi, mülkiyet hakkına ve hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerine dayalı hukuki taleplerin doğru kurulmasını sağlar. Örneğin yatırımcının tasfiye kararından önce satış işlemi tamamlanmış, ödenecek tutar kesinleşmiş ve ilgili ödeme yükümlülüğü doğmuşsa, söz konusu alacağın mülkiyet hakkı, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkesi kapsamında korunması yönündeki hukuki iddia güçlenebilir. Buna karşılık sadece satış talimatı iletilmiş, ancak işlem henüz gerçekleşmemişse, yatırımcının hukuki durumunun farklı değerlendirilmesi gerekebilir. Bu nedenle anayasal korumanın kapsamı her yatırımcının işlem kayıtları üzerinden belirlenmelidir.
8. Tera Portföy Fonlarının Tasfiyesinde Önemli Ayrım
SPK'nın 17 Eylül 2026 tarihli ve 57/1708 sayılı kararıyla belirlenen tasfiye usul ve esaslarının altıncı maddesi, tasfiye sürecindeki iade talimatlarına ilişkin özel hükümler içermektedir.
Kararda, ihbarlı fonlar bakımından 17 Eylül 2026 tarihinde saat 13.30'dan sonra iletilen katılma payı iade talimatlarının tasfiye esasları kapsamında olduğu belirtilmiştir.
Para piyasası fonlarında ise izahnamede belirtilen gün sonu valör atlama saatinden sonra iletilen iade talimatları esas alınmıştır.
Ayrıca TEFAS üzerinden iletilmiş ancak gerçekleştirilememiş iade talimatlarından doğan tutarların fon hesabına borç olarak tahakkuk ettirilmesine ve belirlenen tasfiye yöntemi çerçevesinde öncelikle karşılanmasına ilişkin düzenleme yapılmıştır. Buna göre, 17.09.2026 tarih ve 2026/61 sayılı Kurul Bülteninin A/ 6 bendinde İhbarlı fonlar için 17.09.2026 tarihinde saat 13.30’dan sonra iletilen katılma payı iade talimatları ile para piyasası fonları için izahnamede yer verilen gün sonu valör atlama saatinden sonra iletilen iade talimatları işbu tasfiye esasları kapsamında olduğu, tasfiye kararı verilen fonlardan, Takasbank TEFAS Platformu üzerinden fon satış emri verilen ve gerçekleştirilmeyen iade talimatları karşılığında oluşan tutar fon hesabına borç olarak tahakkuk ettirileceği ve banka tarafından aynı bültenin 5 no’lu maddesinde yer verilen yöntemlerle elde edilen nakit ile öncelikli olarak bu borçların ödeneceği ilan edilmiştir. SPK, 28 Eylül 2026 tarihli açıklamasına göre de, 17.09.2026 tarih ve 2026/61 sayılı Kurul Bülteninde ilan edilen tasfiye usul ve esaslarının A/6 bendindeki hükmün uygulanması bakımından, 16.09.2026 tarihi ve öncesinde TEFAS’a iletilmekle birlikte ilgili fonun temerrüdü veya fiyat açıklamaması nedeniyle gerçekleştirilemeyen talimatların da tasfiye kapsamında olduğunu ilan etmiştir.
Buna göre, 16 Eylül veya öncesinde satış emri verilmiş, emir TEFAS’a ulaşmış, fiyat açıklanmadığı için gerçekleşmemiş, PBLK’de kalmış ise, A/6 bendi nedeniyle fonun öncelikli ödenecek borcunun hak sahibi/alacaklısı olduğu yönünde açık yasal dayanak vardır. Ancak buradaki bir farklı durum alacağın kesin miktarı, fiyat hiç açıklanmadığı için ayrıca yapılacak mutabakat ve hesaplamaya bağlı olduğudur.
Buna göre, bu hükümler, yatırımcıların hukuki durumlarının birbirinden farklı olabileceğini göstermektedir.
Özellikle şu üç durum birbirinden ayrılmalıdır.
Birinci durum, tasfiye kararından önce talimatı gerçekleştirilmiş, alacağın fiyatı açıklanmış ve takası tamamlanmış işlemlerdir.
İkinci durum, tasfiye kararından önce talimatı verilmiş ancak alacağın fiyatı açıklanmamış ve takası tamamlanmamış işlemlerdir.
Üçüncü durum, tasfiye kararında belirtilen saatlerden sonra iletilen veya tasfiye usulüne tabi tutulan katılma payı iade talimatlarıdır.
Bu üç gruba aynı hukuki sonucun uygulanacağı varsayılmamalıdır. Birinci gruptaki işlemler yönünden takas kesinliği ilkesi özellikle önem kazanırken, ikinci ve üçüncü gruplarda fonun izahnamesi, emrin gerçekleşme durumu, takas kayıtları ve SPK'nın özel tasfiye hükümleri birlikte değerlendirilmelidir.
Tasfiye kararının hukuki etkisini belirleyen en önemli unsurlardan biri, yatırımcının hakkının hangi tarihte ve hangi işlem aşamasında doğduğudur.
9. Türkiye İş Bankası Ve SPK’ya Hangi Sorular Yöneltilmelidir?
SPK'nın 2026/61 sayılı bülteninde yayımlanan tasfiye esasları uyarınca Tera Portföy fonlarının tasfiye işlemlerini yürütmek üzere Türkiye İş Bankası A.Ş. yetkilendirilmiştir. Bu nedenle yatırımcılar, doğrudan kendi işlemlerine ilişkin bilgi ve belgelerin açıklanmasını aşağıdaki iletişim yollarından biriyle yazılı olarak talep edebilirler.
SPK
Faks : +90 (312) 292 90 00
Adres : Mustafa Kemal Mahallesi, Dumlupınar Bulvarı (Eskişehir Yolu) No:156 06530 Çankaya / ANKARA
KEP Adresi : spk@hs01.kep.tr
Türkiye İş Bankası A.Ş.
Adres : İş Kuleleri 34330 Levent Beşiktaş-İstanbul
KEP adresi : isbankasi@hs02.kep.tr
Talepte özellikle şu sorular önem taşımaktadır.
-
Fon katılma payı iade talimatım hangi tarihte ve saatte sisteme kaydedilmiştir?
-
Talimatım tasfiye kararından önce gerçekleşmiş midir?
-
İşlem gerçekleşmişse takas süreci hangi aşamadadır?
-
İşlemden doğan ödeme yükümlülüğü ve tutarı kesinleşmiş midir?
-
İade talimatım, SPK'nın 57/1708 sayılı kararının altıncı maddesi kapsamında mı değerlendirilmektedir?
-
Satış işlemim gerçekleştiği halde ödeme yapılmadıysa, bunun hukuki ve operasyonel gerekçesi nedir?
-
Fon hesabına borç tahakkuk ettirilmişse bu tutar ne kadardır ve hangi tarihte kaydedilmiştir?
-
İlgili talimatın takas kesinliği hükümleri bakımından hukuki statüsü nedir?
-
Tarafıma yapılacak ödemenin sırası ve hesaplama yöntemi hangi düzenlemeye dayanmaktadır?
-
Tasfiye sürecinde haklarıma ilişkin bir uyuşmazlık bulunduğu takdirde hangi kayıtlara ve başvuru yollarına erişebilirim?
Bu soruların yazılı biçimde cevaplandırılması, olası hukuki uyuşmazlıklarda delil niteliği taşıyabilecek bir kayıt oluşturulması bakımından önemlidir.
10. SPK'nin Tasfiye Karari Kazanilmis Hakları Ortadan Kaldırır mı?
Bu sorunun cevaplandırılmasında iki ayrı husus göz önünde bulundurulmalıdır.
Birincisi, SPK'nın yatırımcıların haklarını ve sermaye piyasalarının güvenilirliğini korumak amacıyla kanundan kaynaklanan düzenleme ve tedbir alma yetkilerinin bulunmasıdır. İkincisi ise bu yetkilerin kullanılmasının, mevzuat tarafından korunan kesinleşmiş haklar bakımından hukuki denetime tabi olmasıdır.
Tasfiye kararının alınmış olması, yatırımcıların daha önce gerçekleştirdikleri işlemlerden doğan bütün haklarının kendiliğinden ortadan kalktığı anlamına gelmez. Özellikle takası tamamlanmış işlemler yönünden 6362 sayılı Kanun'un 79. maddesinde öngörülen korumanın uygulanıp uygulanmayacağı araştırılmalıdır.
Aynı şekilde kesinleşmiş bir alacağın mevcut olduğu durumlarda Anayasa'nın 35. maddesi bakımından değerlendirme yapılması mümkündür. Ancak tasfiye kararından önce verilen bütün satış talimatlarının kazanılmış hak oluşturduğunun kabul edilmesi de doğru değildir.
Kazanılmış veya kesinleşmiş bir haktan söz edilebilmesi için bu hakkın dayandığı işlem, hukuki koşullar ve kayıtlar somut olarak ortaya konulmalıdır. Tera yatırımcıları bakımından temel hukuki mesele, tasfiye kararı ile yatırımcıların mevcut hakları arasında bir çatışma bulunup bulunmadığının tespitidir. Bu tespit yapılmadan bütün yatırımcıların aynı hukuki durumda bulunduğu varsayılamaz.
11. Sonuç Ve Değerlendirme
Tera Portföy fonlarının tasfiye süreci yalnızca finansal varlıkların nakde dönüştürülmesi ve yatırımcılara ödeme yapılmasından ibaret değildir. Süreç aynı zamanda sermaye piyasası işlemlerinin kesinliği, yatırımcı alacaklarının hukuki niteliği ve anayasal mülkiyet hakkının korunması bakımından değerlendirilmesi gereken önemli sorunlar içermektedir.
Ethem Sancak tarafından ortaya konulan takas tanımı, alım satım işlemlerinin hukuken tamamlanmasının önemini göstermektedir. Tekin Memiş ve Gökçen Turan tarafından açıklanan takas kesinliğinin emredici niteliği ise merkezi takas sistemindeki işlemlerin korunmasına yönelik hukuki güvencenin önemini ortaya koymaktadır. 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 79. maddesi ve Takasbank Merkezi Takas Yönetmeliği'nin 27. maddesi, bu korumanın pozitif hukuk dayanaklarını oluşturmaktadır. Anayasa Mahkemesinin kesinleşmiş alacakların mülkiyet hakkı kapsamında korunmasına ilişkin yaklaşımı da yatırımcıların hukuki taleplerinin değerlendirilmesinde dikkate alınmalıdır.
Bu nedenle, Tera yatırımcılarının izlemesi gereken temel yol, yatırım hesaplarındaki işlemleri belgelemek, eksikse ilgili kuruluşlardan takas ve ödeme kayıtlarını yazılı olarak istemek, SPK'nın özel tasfiye hükümlerinin kendilerine nasıl uygulandığını öğrenmek ve gerektiğinde somut durumlarına uygun hukuki başvuru yollarını değerlendirmektir.
Kaynaklar
-
Ethem Sancak, Sermaye Piyasası Sözlüğü – Temel Düzey: Türkçe–İngilizce, 1. Baskı, Scala Yayıncılık, Kasım 2014, s. 169 ve 382.
-
Tekin Memiş/Gökçen Turan, Sermaye Piyasası Hukuku, 3. Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2017, s. 175.
-
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu, madde 79.
-
İstanbul Takas ve Saklama Bankası Anonim Şirketi Merkezi Takas Yönetmeliği, 18.07.2013 tarihli ve 28711 sayılı Resmi Gazete, madde 27.
-
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, madde 35.
-
Anayasa Mahkemesi, Fatma Yıldırım, B. No. 2014/6577, 16.02.2017, paragraf 45.
-
Avrupa Birliği, 98/26/EC sayılı Takas Kesinliği Direktifi, Mayıs 1998.
-
Sermaye Piyasası Kurulu, 17.09.2026 tarihli ve 2026/60 sayılı bülten, 57/1707 sayılı karar.
-
Sermaye Piyasası Kurulu, 17.09.2026 tarihli ve 2026/61 sayılı bülten, 57/1708 sayılı karar.
-
Sermaye Piyasası Kurulu, 20.09.2026 tarihli ve 2026/62 sayılı bülten, 59/1710 sayılı karar.
-
Yatırım Fonlarına İlişkin Esaslar Tebliği (III-52.1).
-
Anayasa Mahkemesi, 2015/94 E., 2016/27 K., 14.10.2015 T. kararı
ÖNEMLİ NOT: Bu yazı toplumsal bir sorun haline gelen bir konuda genel hukuki bilgilendirme amacı taşımaktadır. Yatırımcıların haklarının niteliği ve başvuru yolları, bireysel işlem kayıtları ile ilgili düzenlemeler ayrı ayrı incelenerek belirlenmelidir.
Mail : ahmetcan@ahmetcan.av.tr
Whatsapp : 0 532 409 18 85
https://www.ahmetcan.av.tr/blog-detay.asp?id=502&dil=#gsc.tab=0

